Ömer YERLİKAYA
Romana Dair;
22.07.2026

Romana dair;
 

Bir yazar; öykü, hikâye ya da roman kaleme almadan önce zihninde bir kurgu oluÅŸturur. Kaba haldeki bu kurguyu zenginleÅŸtirmek, biçimlendirip somutlaÅŸtırmak için aylarca onunla yaÅŸar. Yazarın aklı ve düÅŸünceleri; yemek yerken, uyurken, yürürken ya da baÅŸka bir ÅŸeyle ilgilenirken hep bu kurgudadır. Olayları harmanlamak, neden-sonuç iliÅŸkilerini doÄŸru örmek için büyük bir çaba harcar. Çünkü kurgu, topyekûn bir bütünlüktür. Kopukluklar, olay örgüsünden uzaklaÅŸmalar ya da içeriÄŸe zorlama unsurların sokulması konuyu zayıflatır; okurun ilgisini dağıtarak romanın dokusunu bozar.

İyi bir kurgu canlı ve atak olmalı, performansı her sayfada artarak sürmelidir. Olay örgüsü ÅŸaşırtıcı geliÅŸmelerle beslenmeli, okuyan herkes eserde kendinden bir parça bulabilmelidir. Bu güçle kurgulanmış romanlar, zamanı aÅŸarak "büyük roman" kategorisine girer ve her dönemin en çok okunan kitapları arasında yerini alır.

Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si bu türün en somut örneÄŸidir. Sıradan, hatta sıradan bir aldatma hikâyesinden yola çıkılmasına raÄŸmen, yazarın insani duyguların akışını olaÄŸanüstü bir derinlikle iÅŸlemesi, yapıtı ölümsüz kılmıştır. Pek çok eleÅŸtirmenin bu eseri tüm zamanların en iyi üç kitabından biri olarak göstermesi tesadüf deÄŸildir. Flaubert, roman üzerinde kuyumcu titizliÄŸiyle çalışmış; her sözcüÄŸe farklı bir estetik, tat ve uyum kazandırmıştır. Anlatım o kadar içten, samimi ve ifade zenginliÄŸiyle doludur ki yazarın dehasını gözler önüne serer.

Madam Bovary, yayımlandığı dönemde toplumsal ahlaka aykırı bulunarak hukuki baskılara maruz kalsa da muazzam kurgu tekniÄŸiyle edebiyat tarihindeki yerini aldı. Güçlü üslubu, sözcüklerin yerinde kullanımı, saÄŸlam cümle vurguları ve imrendiren akıcılığıyla dünya klasiklerinin markası haline geldi. Büyük romanlar hep böyle yazılır. İyi bir yazar, kendinden önceki büyük yapıtları okuyarak, adeta ezberleyerek kendini geliÅŸtiren kiÅŸidir. Okumadan yazmaya kalkışmak, kimseye "nitelikli yazar" sıfatı kazandırmaz. Siz yazdıklarınızı çok beÄŸenebilirsiniz ama deneyimli bir eleÅŸtirmen onun edebi deÄŸerden yoksun olduÄŸunu hemen fark eder.

Kurgunun matematiÄŸini kavrayamayan birinden iyi bir roman çıkmaz. Bu iÅŸin inceliÄŸini bilmek, okumak ve hepsinden önemlisi doÄŸal bir yeteneÄŸe sahip olmak gerekir. Donanım ve yetenek bir araya geldiÄŸinde ise ortaya ÅŸaheserler çıkar. GeçmiÅŸin büyük yazarları bu iÅŸin okuluna ya da atölyesine gitmemiÅŸlerdir; asıl olan kendini yetiÅŸtirme becerisidir. Elbette herkes anı, biyografi ya da roman yazabilir; fakat asıl mesele seçkinlik kazanabilmektir. Kalemi güçlü olanlar, kitlelere ulaşıp onların beÄŸenisini kazandıkça yazar olarak deÄŸer kazanır ve zamanla aranan isimlere dönüÅŸürler.

Ülkemiz özelinde baktığımızda ise edebiyatımıza dair buruk bir gerçekle karşılaşırız: EÄŸer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, bugün Türkiye çok daha kaliteli ve dünya çapında romancılarla tanışabilirdi. Belki de dünyanın en kıymetli romanları bu topraklarda yazılıyor olur, Nobel ödüllü tek yazarımız Orhan Pamuk’la sınırlı kalmazdık. Köy Enstitüleri; romancılığın ve diÄŸer tüm sanat dallarının bilimsel birer okulu niteliÄŸindeydi. Onları kapatarak kendi bindiÄŸimiz dalı kestik. Çok sesliliÄŸimizi, üretkenliÄŸimizi ve kültürel donanımımızı kendi ellerimizle yok ettik. Sonucunda ise ne yazık ki okumayan, yazmayan ve araÅŸtırmayan bir topluma dönüÅŸtük. Böylesi bir iklimde hayranlık uyandırıcı, büyük eserler üretmek de artık hiç kolay olmuyor.

Sevgiyle kalın.


Bu makale 9 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Serhad Artvin Gazetesi © 2012 Tüm Hakları Saklıdır.
İnönü Caddesi. Karahan İşhanı No:16/A - ARTVİN -- Tel :0(466) 212 11 29 - Faks: 0(466) 212 38 84 - E-Posta: osengun{at}hotmail.com