

Ve insanoÄŸlu…
Yeryüzünde insanın gizemi hiçbir zaman tam anlamıyla çözülemedi. DüÅŸüncelerin derinliÄŸine ne kadar inilirse inilsin, insan denilen varlığın sırrına eriÅŸmek asla mümkün olamadı; görünüÅŸe göre hiçbir insan da bu gücün sahibi olamayacak. Kısacası insan eriÅŸilmezdir; duygularını ölçmek, düÅŸüncelerine tam anlamıyla uzanmak imkânsızdır. Onu özel ve farklı kılan da belki budur. İnsanın düÅŸünce dünyası kâinatı içine alabilecek kadar geniÅŸ, sık, çeÅŸitli ve zengindir; sınırları yoktur.
İnsan bazen kendini olduÄŸundan çok daha yalnız hisseder. Bu yalnızlık, içindeki sırlarla dolu duyguların farklı biçimlerde açığa çıkmasından kaynaklanır. Bazen beynimizin bir köÅŸesinde nereden geldiÄŸine anlam veremediÄŸimiz, soÄŸuk ve köhne bir düÅŸünce beliriverir. Åžaşırıp kalsak da uzun süre o düÅŸüncenin etrafında yoÄŸruluruz. O an zihnimize saplanan bu düÅŸünce bizi oldukça rahatsız eder. Ondan kurtulmak istesek ve bu köhne düÅŸünceleri çoktan sildiÄŸimizi düÅŸünsek de zihnimizin gerçeÄŸi karşımıza dikilmeyi sürdürür. DüÅŸündükçe farklı ÅŸeyler hatırlar, adeta vurgun yemiÅŸ gibi düÅŸüncelerimizden ve bedenimizden koparız. Bizi rahatsız eden bu durumdan uzaklaÅŸmak için zihnimizi baÅŸka yönlere zorlamanın da pek bir faydası yoktur; çünkü düÅŸünce kirliliÄŸi içinden çıkılmaz bir hâl alarak huzursuzluÄŸumuzu artırır.
Yalnızlığın yanı sıra içimizde sessizlikten yana bir duygu da büyür. Bu duyguyla birlikte dışarıdaki bütün sesler yok olur; sanki sadece biz gürültü çıkarıyoruzdur. DoÄŸa ve dış dünya tamamen sessizliÄŸe bürünmüÅŸtür adeta. YaÄŸan yaÄŸmurun, derelerin, nehirlerin sesleri duyulmaz; rüzgâr bile vınlamadan eser. Peki, neden bir ÅŸey duymayız? Daha doÄŸrusu, neden duymadığımızı sanırız? Nefesimiz sıklaşır, soluklarımızdan ve gümbür gümbür atan nabzımızın sesinden baÅŸka bir ÅŸey iÅŸitemez oluruz. Kendi bedenimizin esiri haline geliriz.
İnsan bazen kalbini, içeriden kaburga kemiklerine vuran güçlü bir el gibi hisseder. Bu, duyguların adeta askıya alındığı, kendimizi kaba saba ve yabancı biri gibi gördüÄŸümüz anlardan biridir. Vuran, kıran, etrafına zarar veren ÅŸiddet eÄŸilimli tuhaf bir yanımız öne çıkar. Engellenemeyen bir güce sahip olduÄŸumuzu ve her ÅŸeye yetebileceÄŸimizi düÅŸünürüz.
DeÄŸiÅŸken bir varlık olan insan, bazen kendini bir bulut gibi hisseder; yüzü çoÄŸu kez gri, kül rengi ve pusludur. Kimi zaman sütümsü, sıcak ve yumuÅŸak bir kıvama bürünür; kimi zaman da pembeye dönüÅŸür. Ancak hep örten, gizleyen ve yüksekten bakan bir tarafı vardır. Bazen kök salmış, toprak gibi anaç ve verimli bir aÄŸaç gibidir. Kimi zaman dalları savrulmuÅŸ ulu bir çınar, o sessizlik içinde dünyayı tek başına bekleyen yalnız bir aÄŸaç olduÄŸunu düÅŸünür.
İnsanın duygu ve düÅŸünceleri öylesine çeÅŸitlilik gösterir ki nerede duracağını asla bilemezsiniz. Bazen durulmayı bilmeyen, önüne kattığı her ÅŸeyi büyük sulara taşıyan coÅŸkun bir ırmak gibidir. Bazen de rüzgârın estiÄŸi yönde savrulan, karanlıklara karışıp kaybolan kuru bir yaprak... Öksüzdür, gariptir, öyle hallerdedir iÅŸte.
İnsan bu ya ne düÅŸündüÄŸü ne hissettiÄŸi asla tam olarak bilinmez…
Sevgi ile kalın
Bu makale 9 kez okundu.
| 19.08.2026 | Ziyaretçi |
| Online | 19 |
| Bugün | 4962 |
| Toplam | 27627363 |